2024 yılında paleontolog Victor Beccari, Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’nde fosilleşmiş sürüngen örneklerini incelerken, daha önce Frankfurt’taki Senckenberg Doğa Tarihi Müzesi’nde gördüğü bir fosille şaşırtıcı bir benzerlik fark etti. Yaptığı detaylı inceleme sonucunda, bu iki fosilin aslında yaklaşık bir asır önce ikiye ayrılmış tek bir fosilin parçaları olduğunu ortaya çıkardı. 1930’lu yıllarda, muhtemelen maddi kazanç amacıyla, fosil levhası ikiye bölünmüş ve iskeletin kendisi bir müzeye, iskeletin dış hatlarının izi ise diğer müzeye satılmıştı. Bu iki parçanın yeniden bir araya getirilmesi, sadece bir fosilin bütünlüğünü sağlamakla kalmadı, aynı zamanda bilim dünyasına yeni bir türün kapılarını araladı.
Sphenodraco scandentis olarak adlandırılan bu yeni tür, Rhynchocephalia takımına ait. Rhynchocephalianlar, görünüş olarak kertenkeleleri andırsalar da, evrimsel olarak onlardan farklı bir sürüngen grubunu temsil ederler. Bu takım, günümüzde yalnızca Yeni Zelanda’da yaşayan tuatara (Sphenodon punctatus) ile temsil edilmektedir. Mesozoik Dönem boyunca oldukça çeşitli olan rhynchocephalianlar, bitkiyle beslenen, böcek avlayan ve sucul ortamlarda yaşayan birçok farklı yaşam biçimine sahipti. S. scandentis’in keşfi, bu grubun evrimsel çeşitliliği ve ekolojik rolleri hakkında yeni bilgiler sunmaktadır.
S. scandentis’in fosili, Almanya’nın güneyindeki Solnhofen Kireçtaşı’ndan çıkarılmıştır. Solnhofen bölgesi, Geç Jura Dönemi’ne (yaklaşık 145 milyon yıl önce) ait olağanüstü derecede iyi korunmuş fosilleriyle ünlüdür. Bu dönemde bölge, tropikal bir denizdeki adalardan oluşuyordu ve bu izole ortam, hem kara hem de deniz canlılarının fosillerinin mükemmel şekilde korunmasına olanak tanıdı. Solnhofen, aynı zamanda ünlü Archaeopteryx’in de bulunduğu yerdir ve bu nedenle paleontologlar için büyük öneme sahiptir.
Araştırmacılar, S. scandentis’in fosilini modern kertenkelelerin BT taramalarıyla karşılaştırarak, bu canlının yaşam tarzı hakkında önemli ipuçları elde etti. S. scandentis’in uzun uzuvları, kısa gövdesi ve uzun parmak kemikleri, günümüzde ağaçlarda yaşayan Bronchocela ve Draco cinslerine ait kertenkelelerle benzerlik göstermektedir. Bu morfolojik özellikler, S. scandentis’in de büyük olasılıkla ağaçlarda yaşadığını ve bu yaşam biçiminin bilinen en eski örneklerinden biri olduğunu göstermektedir. Bu bulgu, Jura Dönemi’nde ağaç ekosistemlerinin ne kadar karmaşık olabileceğine dair yeni bir bakış açısı sunmaktadır.
Geçmişte, Solnhofen’den çıkarılan rhynchocephalian fosilleri genellikle yüzeysel benzerliklere göre sınıflandırılmış ve detaylı incelemelerden yoksun bırakılmıştı. Uzun uzuvlu olanlar Homoeosaurus, kısa uzuvlu olanlar ise Kallimodon olarak adlandırılıyordu. Ancak Beccari ve ekibi, S. scandentis’in detaylı morfolojik analizini yaparak, bu türün daha önce tanımlanmamış yeni bir tür olduğunu ortaya koydu. Bu yaklaşım, fosil koleksiyonlarının yeniden gözden geçirilmesinin ve modern teknolojilerin (örneğin BT taramaları) kullanılmasının, paleontolojide ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Beccari’nin belirttiği gibi, Solnhofen ve benzeri bölgelerden elde edilen fosillerin çoğu neredeyse iki yüzyıldır bilim dünyasının elinde olmasına rağmen, hâlâ keşfedilecek çok şey var. Mevcut fosillerin yeniden incelenmesi, yeni türlerin tanımlanmasına ve mevcut türlerin taksonomik olarak yeniden değerlendirilmesine olanak tanıyabilir. S. scandentis’in keşfi, fosil koleksiyonlarının ve arşivlerinin ne kadar değerli olduğunu, geçmişte gözden kaçan detayların günümüz teknolojisiyle nasıl ortaya çıkarılabileceğini ve paleontolojinin sürekli gelişen, dinamik bir bilim dalı olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
Özet
Paleontolog Victor Beccari, Londra ve Frankfurt’taki iki farklı müzede bulunan fosil parçalarının aslında 145 milyon yıl önce yaşamış aynı sürüngene ait olduğunu keşfetti. Bu fosil, Sphenodraco scandentis adında, ağaçlarda yaşayan yeni bir rhynchocephalian türü olarak tanımlandı. Rhynchocephalianlar, günümüzde sadece Yeni Zelanda’daki tuatara ile temsil edilen, kertenkele benzeri ama farklı bir sürüngen grubudur. Fosil, Almanya’daki Solnhofen Kireçtaşı’ndan çıkarıldı ve Jura Dönemi’nde bu bölgede çeşitli ekosistemlerin varlığına işaret ediyor. S. scandentis’in uzun uzuvları ve parmakları, onun ağaçlarda yaşadığını gösteriyor. Bu keşif, eski fosil koleksiyonlarının modern yöntemlerle yeniden incelenmesinin bilimsel açıdan ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
🔬Konu hakkında çok daha ayrıntılı bilgiye aşağıdaki belgeselden ulaşabilirsiniz.⤵️
https://youtu.be/vy5XTWd6y1s?si=VdrdgO-h30QrM8ov
📄https://www.smithsonianmag.com/smart-news/a-paleontologist-matched-two-halves-of-the-same-fossil-stored-at-different-museums-and-discovered-a-new-species-180986974/?fbclid=IwQ0xDSwLoWQJjbGNrAuhYwWV4dG4DYWVtAjExAAEe0guXhk1sLeQ_FzoqHBajGCxmFEz-Me8tKcp4QVngaqHGN7qMTxNrEvE3j74_aem_YTrFK1qaTogd7GFBI7KTeQ
1. ve 3. Görsel: Ege Han Paleo AI🤖
2. Görsel: Muhtemelen 1930'larda birisi düz bir fosil parçasını ikiye böldü ve iskeleti bir tarafta, iskeletin ana hatlarını ise diğer tarafta bıraktı. Londra Doğa Tarihi Müzesi